Video

baaaa

Burdurlu Rıza

Fadıl Çürük ile Sohbet

 

İki köyün muhtarlığını yapmak nasip olmuş Halil Çürük ile başlayan sohbetimiz yine uzun yıllar muhtarlık yapan Fadıl Çürük ile devam ediyor. Bu sohbetlerin satır aralarında geçmişin çilesi var. O dönemlerin zorlukları var. Çocuklukta oynanan oyunlardan evliliğe kadar bugün izleri bile kalmayan dolu dolu yaşam çizgileri…

 

Kendinizden bahseder misiniz?

1938 yılı Karaçulha doğumluyum. Üç kız iki erkek olmak üzere beş kardeşiz. En büyüğümüz Arzu sonra Arife, Nimet, Fadil ve Fahri. 1946 yılında sekiz yaşında Karaçulha İlkokuluna başladım. 5 yılda okulu bitirerek 1950-1951 döneminde mezun oldum. İki öğretmende okudum. Hasan Yılmaz ve Selim Noyan. Okul bittikten sonra daha üstüne devam etmedim. Bizden Hasan Balcı ile Ümmü Balcı dışında devam edende olmadı zaten. Okulda şapkasını hiç çıkarmayan Uluborlu Mehmet hoca (Başoğlu) vardı. Müfettiş gelse bile çıkarmazdı. Bir hastalığı olduğu için çıkarmıyor denilirdi. O dönem Kore harbi çıktı. Bir tek radyo başöğretmen Uluborlu Mehmet Hocamızda vardı. Haber orda dinlenirdi. Oraya radyo dinlemeye giderdi büyüklerimiz. Biz çocuklar yanına giremezdik. Pencerenin kenarından dinlerdik. Karaçulha İlkokulunun ağaçlandırmasını da o yaptırdı. Bölümçam’dan çamı toprağı ile getirir dikerdik.

Dedemi görmedim. Dedem binbaşı imiş. Askeri okuldan mezun olarak değil seferlik nedeniyle. Babam anlatırdı. Şimdi mahalleye adı verilen Eşrefpaşa rüştiye mezunudur. Atatürk’ün katibi, yaveri imiş.

Çocukluğumuzda çelik çomak, esir alma ve babıç gapma oynardık. Köyün misafir odası olurdu. 40-50 misafir geldiği zaman olurdu. Köylerden birşeyler satmak için gelenler olurdu. Çamaşırlar derede yıkanırdı. Sahilde olursa gölde yıkanırdı.

 

Daha sonra?

Evde yetişkin abim olmayınca hayvancılığa başladım. 1955 yılında 18 yaşında evlendim. Yaylada oldu düğünümüz. 1958 yılında askere gittim. 30 ay askerlik yaptım. Onbaşılık yaptım. Tunceli Hozat’ta jandarma idim. Hurda bir vapurla bir haftada Mersin’e vardık. Vapur askerleri sahil yerleşimlerinden alarak Mersin’e varıyor. Oradan tren veya otobüs ile dağıtım yapılıyordu. Mersin’den Elazığ’a oradan da Hozat’a vardık. Haberleşme için mektup vardı. İki üç ayda anca gelirdi mektup.

 

Geçiminizi neyle sağlıyordunuz?

O dönemde deve var, keçi, koyun var, kısrak var. Harman dövüyoruz. Sahil Karaçulha’dan başlıyoruz. Yayla Karaçulha’ya kadar yol üzerinde bulunan Sarıyer, Kınık Dont ve diğer köylerde harmanları döverek çıkıyoruz. Bir ara sekiz tane atımız vardı. Sekiz atın başında bir kişi oluyor. Biz atları gece otlatıyoruz. Gündüzde harman dövülüyor. Kel dağda koyun ve keçimizde vardı. O dönemlerde çiftler öküzlerle sürülüyor. Yün, yapağı, peynir ve koyun kuzu satıyoruz.

           

Yaylaya ne zaman çıkılıyor?

Nisan ayı ile birlikte çıkılıyor yaylaya. Eski Nisanın 5’i geçti mi yaylaya gidiyoruz. Bugünün günü ile Nisanın 19’u. Sahilde birşeyimiz kalmıyor. Mal maşakat ne varsa hepimiz geliyoruz yaylaya. Tekrar ekinleri biçmek için ininceye kadar.

 

Tekrar neden iniliyor sahile?

Yaylada iken sahildeki ekinlerimizi biçmek üzere tekrar dönüyoruz. İmece var. Ekin biçen kadınlara orakçılar, harman döven erkeklere de çatmaçılar deniyor. Orakçılar sahildeki işlerini bitirince yayladaki ekinler için yaylaya çıkıyorlar. Bizde sahildeki harmanları Temmuz sonuna kadar dövüyor ve tekrar yaylaya çıkıyoruz. Bu sefer yayladaki ekinleri çatmaya başlıyoruz. Ağustos sonuna kadar.

 

Askerden geldikten sonra ne yaptınız?

Hayvancılığa devam etmedim. Karayollarında işe girdim. Bir müddet çalıştım. Herkes yaylaya gidince sıcakta çalışasım gelmedi. Fakat ben sahilde kaldım. İlk bayram tatilinde yaylaya çıkınca geri dönmedim. Daha sonra sahile inince Fransız şirketinde yine işci olarak işe başladım. Tekrar Kurban bayramı gelince o işi de bıraktım. Çünkü yayla zamanı sahilde sıcaktan durulmuyor. Karaçulha’da iki bekçi bir bekçide Çamköy’de kalıyor. O zaman Çamköy Karaçulha’nın mahallesi. Başka kimse kalmıyor herkes yaylaya çıkıyor. Çalıca’da ev filan yok zaten. Birkaç işci var Karakaklıkta onlarda bekçiliğe karışmıyor.

Fransız şirketinden sonra ziraate döndüm. Salatalık ve domates yapılıyor o zaman. Eldirek’te su bol o dönemde. Değirmenler dönüyor. O su ile sulama yaparak parasını ödüyorduk. O su kesilmeye başlayınca orayı bıraktık ve su olan Günlükbaşı taraflarında tarıma başladık. Karaçulha’da sebze eden yok. Çatmada orakta millet. İcar (kiralama) ile yer alıyoruz ekip dikiyoruz.

 

Aileniz?

Askere gitmeden önce bir çocuğum vardı. Askere gittikten iki ay sonra bir çocuğum daha oldu. Altı oğlan dört kız toplam on çocuk var. Hepsi evlendi.

Muhtarlık süreci nasıl başladı?

1967 yılında Çamköy Karaçulha’dan ayrılarak müstakil köy oldu. Halil Çürük Karaçulha muhtarıydı ordan ayrıldı Çamköy’ün ilk muhtarı oldu. On yıl muhtarlık yaptı. Benim amcaoğlumdur. 1977 yılında tekrar aday olmadı. Ben aday oldum muhtar seçildim. Çamköy tarihinin 2. muhtarı oldum. 10 yıl muhtarlık yaptım. 1987 yılında tekrar aday olmadım. İsmail Arslanoğlu aday oldu ve kazandı.

 

Muhtarlık döneminizde neler yaptınız?

Kanallar yapıldı ve 1971 yılında su gelmişti. Bu sulama suyu ile açık sebze yapılırdı. Sera yok o zaman. O dönemde katılım payı ile elektrik verilme imkanı sağlandı. İlk elektrik Fethiye’de köy olarak bize geldi. Eldirek ile birleşip bu işi ilk kez biz yaptık. Karaçulha’nın hattından aldık. İçme suyu vardı sonra Kızgölünden bir kol alındı. Benim muhtarlığımdan önce su geldi fakat köyün heryerine basmadı. Muhtar seçildikten sonra bize buyruntu (yazı) gelirdi. Seçildiğiniz muhtarlığa dair buyruntunuzu alın diye. Mazbata gibi. Üç aza oluyordu.

Köyün bir bekçisi olurdu. Ayda on lira para verirdik bekçiye. Tüfek zimmetleriz. Bir olay olursa haber verir bekçi. Muhtarlık dönemimde sıkıntı çekmedim.

 

Muhtarlığın gelir kaynağı ne idi?

Bütçe yapıyoruz. Birinci ev, ikinci ev ve üçüncü ev var. Maddi durumlarına göre; birinciler zenginler, ikinci ev normal aileler, üçüncü ev garibanlara ait olanlar. Salma salınıyor. Yıllık olarak alınıyor. Birinci evden 20 lira, ikinci evden 15 lira üçüncü evden 10 lira salma alınıyor. Gariban olanlar bunu da ödeyemezdi. Herkesin sahip olduğu mal ve giyimden durumu belli oluyor zaten. Paraya önem veren yok o zaman.

Elektrik derdinden Ankara’ya gittik. Azalarla Aydın’a gittik. O zaman bölge müdürü orada. Benim dönemimde okul yetmeyince üç derslikli ek okul yaptık.

 

Fethiye’ye ulaşım?

Fethiye’ye yaya olarak gidiliyor ve geliniyor. Açık araba olursa biniliyordu. İlk minibüsü Bekir Cerit aldı. Ford minibüs. Onunla Pazartesi sabah gidiyorsun Cuma akşam geliyorsun. Başka sefer yok. Okula giden çocuklar Fethiye’de kalırdı.

 

Yaşam tarzı nasıldı o zamanlar, mesela düğünler?

Düğünler o zaman delbekçi dediğimiz kadınlar ile yapılırdı. İki davul iki zurna iki delbek. Kadın erkek ayrı yapılırdı. Kadınların eğlencesine on yaşını geçen erkekler bakamazdı. Bekçi olurdu. O zaman takı yok. Gelin ata biniyor. Bazı kimseler gelinleri ata bindirmez, yürütürdü. Gelin almada damat bulunmuyor. Damat saklanır. Babası gelini alır getir, indirir eve. Çeyiz deve ile sarılıyor. İki yorgan, iki yastık, iki de keçe ve bir kızıl çuval çeyiz malzemeleri.

 

Unutamadığınız dönemler var mı?

Televizyon köyde ilk bana verildi. Hediye olarak. Fethiye köylerinde ilk elektrik için katılım payını toplayıp hazırladığımız için. Başarılı olduğumuz için. Siyah beyaz televizyonu getirip kurdular. Televizyon gelince evde huzurum bozuldu. Misafirlerimiz çoğaldı. Bu ikinci idi tabi. Daha önce de benzer bir durum olmuştu. Askerden bir radyo alıp getirmiştim. Köyde radyo yok. Menderes’in asılacağı dönemlerde, akşam oldu mu ev dolar daşardı. Herkes haberleri dinlemek için gelirdi. Ne oldu acaba diye? Televizyonu ilk defa Muğla’da gördüm.

 

Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Teşekkür ederim.

Büyüklerimizin gelecek nesillere aktaracağı bilgileri yakalamak amacıyla yapılan bu sohbetler devam edecek ve inşallah bir kitap çalışması olarak sonlanacaktır. Görüş ve önerilerinizi e-posta adresine iletebilirsiniz. Bir sonraki yazıya kadar sağlıcakla kalın.

Bilgiler

 

1975 yılında doğdu. 1976’da kayıtlara geçti. İlkokulu Çalıca İlköğretim Okulunda, ortaokulu Bitlis Anadolu Lisesinde ve Liseyi Fethiye Endüstri Meslek Lisesi Harita Kadastro Bölümünde tamamladı. Üniversiteyi Ankara Gazi Üniversitesinde okudu. Okuduğu dönemde çeşitli işlerde çalıştı, bir bilgisayar kursunda iki yıl eğitimci ve teknik servis elemanı olarak görev yaptı. 1999 yılında, Köyceğiz Naip Hüseyin Lisesine İngilizce öğretmeni olarak atanınca kamu çalışanı olarak göreve başladı.

2000 yılı mart ayında, Yedek Subay adayı olarak, Eğridir Dağ Komando Okulunda öğrenciliğe başladı, İstanbul Tuzla Piyade Okulunda devam etti ve Foça Jandarma Tugayında tamamladı. Bir yıl Jandarma Asteğmen olarak Bilecik Jandarma Er Eğitim Tugayında görev yaptı. 2002 yılında Karaçulha Çok Programlı Lisesine atandı. Okul mahkeme kararı ile kapatılınca prefabrik lisenin kurulmasına öncülük etti, üç yıl bu okulda çalıştı.

2004 yılında Fethiye Memur-Sen’i kurarak, 3 yıl başkanlık yaptı. Eş zamanlı olarak iki yıl da Eğitim-Bir-Sen sendikasında sekreterlik görevinde bulundu. 2005 yılından itibaren, Karaçulha İlköğretim Okulunda müdür olarak görev yapmaya başladı. Geçen dönem içerisinde okumaya devam etti. Anadolu Üniversitesi AOF Mahalli İdareler Yönetimi bölümünü ve yine aynı üniversitenin İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünü bitirdi. Üçüncü üniversitenin ardından yüksek lisansı planlamaya başladı.

2007 yılında Avrupa Birliği Çalışma Ziyaretlerine katılarak İngiltere’ye gitti. Halen; Karaçulha Kültür ve Dayanışma Derneği başkanlığını da yürütmektedir. Çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yazar. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Yörük Obalarımız

Teke yöresi Yörüklerinin; ecüğünü, cücüğünü, beşikteki çocuğunu, kaşık sepetinden, kızıl çuvalına kadar gelmişini geçmişini, dağların sevdasını, özgürlüğün gücünü, öz kültürümüzü, obaları, oymakları, yurtlardaki yaşamları burada bulabilirsiniz.

İnsanlarımız ne yer, ne içer, ne giyer, ne söyler?.. Yörüğün sevdikleri; goduktan guline, şişekten köşeğe hayvanlar âlemini, yoncasından çalbasına, çalısından, çırpısına bitki örtüsünü, maarından, ırmağına, orağından tırpanına, ipinden kuşağına, çarığından çorabına, kavalından kemençesine, sipsisinden curasına, kopilinden kızanına, efesinden zeybeğine, atalarımızın çok çarık bıraktım dediği; otu kekik, dağı keklik olan Teke Yöresi’ndeki yaşamını bu yazıda bulacaksınız.

Bir an bu salondan çıkıp, Toroslar’da, kaba ardıcın gölgesine dengilip, şöyle uçsuz bucaksız dağlara baktığımızı hayal edelim: yemyeşil ovalar, pınarlı yakalar, kıvrım kıvrım akan dereler, yalçın kayalar, karlı dağlar, Yaradan’ın bizlere bahşettiği bütün güzellikler gözlerimizin önünde… Aslında Teke Yöresi’nde yaşayan Yörükler çok kazanamaz; eğirdiğini, yüne değişir de, bir türlü ses çıkaramaz. Şükreder haline, isyan nedir bilmez. Devletine sadakatlidir. Kanında vardır, ulu emre itaat… Vatan sevgisi, ecdattan yadigâr kalmadır.  Vatanla birlikte var olduğuna inanır. Olgundur; kabul etmesini bilir, yiğittir; merttir; mücadele etmesini bilir… Cömerttir; vermesini bilir, inançlıdır; hakkı hukuku bilir. “Gene de gelinemez Yörüğün üstüne üstüne!”

Yakın zamanda, çıkarılınca orman kanunu, salınınca orman askeri çobanın üzerine üzerine, çobanın keçisi koyunu aç kalınca, derisi etinden pahalı olmaya başlayınca, çoban abanın altından sopayı gösterip deyiverince “Ya keçinin affı, ya ormanın mahfı!” işte, o zaman atılmıştı geri adım, lağvedilmişti orman askeri…

www.yorukler.com

Hello world!

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!

İki Köyün Muhtarlığını Yapmış Halil Çürük ile Sohbet

aşananları kayda geçmek gelecek nesillere bırakılacak en anlamlı mirastır. Halil Çürük amcamız, geçmiş zaman içinde hem Karaçulha’nın hem de Çamköy’ün muhtarlığını yapmış ender insanlardan birisidir. Onun yaşamından kesitler aldığımız sohbete bu yazımızda yer veriyorum. Saygılarımla.

M. Koç: Kendinizi tanıtır mısınız?

Halil Çürük: 1928 yılı Karaçulha doğumluyum. 1936 yılında sekiz yaşında okula başladım. Evimiz Çamköy de olduğu için yürüyerek gelip giderdim. Yunus Boğa zamanında temeli atılan okul 1936 yılında bitmiş fakat 1937’de açılışı yapılmıştı. Öğretmenimiz Mehmet Başoğlu idi. Beş yıl sonunda, 1941 yılında İlkokulu bitirdim. Murat Çürük’ün oğluyum.

M. Koç: Okul hayatınız devam etti mi?

Halil Çürük: 1944 yılında Emin Bozkurt beni Antalya Aksu’ya Köy Enstitüsüne götürdü. O bir yıl önce başlamıştı orada okumaya. O zaman ulaşım çok zor. Karaçulha’dan Korkuteli’ne kadar yürüyerek gittik. Oradan da minibüsle devam ettik. Bizimle birlikte, Mehmet Meteriz, Eşref Börekçi, Ali Kumlu ve Mustafa Eser’de vardı. Sekiz kişiydik.

Aksu’da okul hayatım sadece 17 gün sürdü. Yaz dönemiydi ve inşaat işleri vardı. Müdürümüze sordum derse ne zaman başlayacağız diye. O da yazın inşaat kışın ders dedi. Bunun üzerine bırakmaya karar verdim. Mehmet Meteriz ile beraber geri döndük. Çiftçilik ve hayvancılık ile geçiniyorduk. Ailemizin ekonomik durumu iyi olduğu için dönüp gelmem fazla dikkat çekmedi. Zaten babam razı değildi gitmeme. Ben dönünce sevindi. Fakat döner dönmez çalışmaya başladım ve döndüğüme o zaman pişman oldum.

M. Koç: Daha sonra ne yaptınız?

Halil Çürük: 1947 yılı Eylül ayında evlendim. O zamanlar, düğün yapacak olanlara destek olunurdu. Düğünlerde güreşler yapılırdı ve çevre köylerden gelenler çok olurdu.

1948 yılında Çanakkale Ezine’ye asker olarak gittim. Piyade idim. Oradan da Ankara’ya usta asker olarak gittim. 29 ay askerlik yaptım. 1951 de bir kız evladım doğdu. 7 kız, 4 erkek 11 çocuğum ve 28 torunum var.

M. Koç: Geçim nasıldı o zaman?

Halil Çürük: Eldirek’te bol su vardı. Eldirek deresi üzerinde beş tane su değirmeni vardı. Ovada tütün yapılırdı. Salatalık, kabak ve karpuz yetiştirilir, Karagedik ve çevre köylerin pazarlarında satılırdı. Develerle, atlarla ve eşeklerle çuvallarla karpuz ve salatalık satmaya gidilirdi. Orada çok amele vardı ve para onlardan alınırdı. Eldirek muhtarlığına sulama suyu parası ödenirdi.

M. Koç: Muhtarlığa nasıl başladınız?

Halil Çürük: Ben askere giderken muhtar, Ali Onbaşının kardeşi Aziz Erdoğan idi. Ben askerde iken Emin Küçük (Katip Emin) muhtar olmuş. 1963’te Gökçen Efe ile (Süleyman Dere) birlikte muhtar adayı olduk. Gökçen Efe kazandı. Sicil kaydında problem olduğu için mazbata geri alındı. Ben muhtar oldum. Çok kısa bir süre muhtarlık yapan Gökçen Efe zamanında temeli kazdırılan okulu, imece usulü ile yaptırdık. Okul 1965 yılında eğitim öğretime başladı. (Not: Sözü edilen bina 2005 yılında daha önceden alınan valilik oluru ve emri ile güvenlik sebebiyle yıktırılmıştır.) Muğla’ya gittim. Validen yardım talep ettim. Okul yaptırdık borcumuz var dedim. 15 bin lira istedim, vali özel idare kanalı ile 17 bin lira verdi. Vali açılış günü gelmedi. Fakat bir gün sonra vali okula geldi. Bize teşekkür bile etmedi.

M. Koç: Çamköy ne zaman ayrıldı Karaçulha’dan?

Halil Çürük: 1967 yılında Çamköy bağımsız köy oldu. Seçmen listesi hazırlandı. Valilikten tasdiklendi. Oylama yapıldı. 1967 yılı Eylül ayında, Çamköy köyü için Yaylada muhtarlık seçimi yapıldı.

O zaman, Karaçulha muhtarı iken Çamköy muhtarlığına aday oldum. Çamköy ayrılmıştı fakat muhtarlığa kimse aday olmayınca ben ani aday oldum. Daha sonra adaylar çıktı tabi. Ben seçimi kazandım. Fakat hemen Kaymakamlığa gitmedim. Çünkü, kaymakam Karaçulha muhtarlığından istifamı kabul etmemişti. Yani istememişti. Aynı anda iki köyün de muhtarı olmuştum. Çamköy için muhtarlık mührünü alınca Karaçulha’da en yaşlı aza Ali Girdevli’ye mührü teslim ettim.

1968 yılı olağan seçim dönemiydi. Seçim oldu. Ben muhtarlığı kazandım. Karaçulha’da Ali Girdevli kazandı. Karaçulha 1970’de belediye oldu. Ali Girdevli, Mustafa Severoğlu ve Ali Kıvrak başkan adayı oldular. Mustafa Severoğlu kazandı. Altı ay sonra istifa etti. Kadir Özdemir başkan oldu. Daha sonra yapılan seçimi de kazandı.

1973 yılına kadar muhtarlık yaptım. Karaçulha muhtarlığı ile birlikte on yıl.

M. Koç: Muhtarlık bütçesi var mıydı?

Halil Çürük: O dönemlerde halka salma salınır ve bütçe oluşturulurdu. Bu bütçe ile katibin, imamın, muhtarın (kırtasiye giderleri vs.) ve bekçinin parası ödenirdi.

O dönemlerde, Çamköy’de üç büyük sülale var. Çürükler, Zivzallar, Hacı Sırıklar. Çürüklerden; Güldürler, Karaoluklar ve Çürükler, Zivzallardan; Kısalar, Eserler, Olçaklar, Hacı Sırıklardan; Kumlular, Dazgırlar, Aksarılar, Sırıklar sülaleri vardı.

1973’te muhtar adayı olmadım. Fadıl çürük aday oldu ve kazandı. Çamköy ayrılınca bir ev kiraladık ve üç derslikli bir okul açtık. Eğitim öğretim başladı. Orası yetmeyince, başka bir eve daha taşıdık okulu. Bir öğretmen daha verildi ve iki öğretmen görev yapmaya başladı. 1971’de okul temeli attık ve bir yılda bitirdik. Vali açılışa yine gelmedi.

M. Koç: Son olarak bir mesaj vermek ister misiniz?

Halil Çürük: Biz zorluklar içinde okuduk. Belki çok defa duydunuz ama, inanın bu günlere çok zor gelindi. Yokluk vardı. Şimdi bu imkanlar çok iyi. Teşekkür ediyorum.

M. Koç: Biz de, bize bu imkânı sunduğunuz için teşekkür ediyoruz.